Fotoğraf Terimleri Sözlüğü – 1994

2000’li yıllara yaklaştığımız günümüzde endüstriyel, teknolojik ve bilimsel gelişmelerin hızlı temposuyla eskiden yüzyılları kapsayan “Çağ”lar artık çok kısa zaman dilimleri ile anlatılıyor. İçinde yaşadığımız çağa ise hemen her gün hızla gelişen ve değişen yeni buluşlar, insan yaşamının çeşitli yönlerine sağlanan yeni kolaylıklar yüzünden “ne çağı” deneceği kesin olarak saptanmış değil.

İster “Yakın Çağ”, ister “ Uzay Çağı”, isterse “Bilgisayar Çağı” deniyor olsun, şurası gerçektir ki, çağımızın en önemli özelliği herhalde insanlar arasındaki bilgi alışverişi, sosyo-kültürel etkileşim ve iletişimin son derece gelişmiş olmasıdır. Ancak, haberleşmenin ve iletişimin son derece ileri düzeyde yaygın olduğu günümüzde insanları birbirleriyle anlaşmalarının temel unsuru olan dilde ve dilin yapı taşları olan terim, deyim ve sözcüklerde teknolojiye ve teknolojik gelişmeye egemen olan kültürler, bu teknolojik kolaylıkların ve buluşların ulaştığı toplumların kültürel değerleri üzerinde bir takım yerleşimler ve değişimler yapmaktadırlar. Bu yüzden de bir çok konuda insanlar birbirleriyle anlaşmakta güçlük çekmektedirler.

Küçük bir toplantıdan önemli bir konferansa kadar hemen her toplulukta  “dil” konusunda bir şeyler söylenecek olsa dilimize giren yabancı sözcükler hemen asıl konu oluverir. Fakat, hemen her yerde çoğu zaman bu konuda çok şeyler söylenmesine rağmen kesin bir sonuca da hiçbir zaman varılamaz.

Dilimizdeki yabancı sözcükler sadece yüzyılımızda ya da  geçmişteki  beş on yılda olagelmiş bir olay değildir.Bu yüzden gazete ve dergilerde, toplantı ve konuşmalarda, v.b. diğer iletişim araçlarında gördüğümüz, duyduğumuz  birçok yabancı sözcük arasında geçici olanlar, bir zaman kullanıldıktan sonra kullanılmaz olanlar bulunduğu gibi yerleşip kalanlar da oluyor. Bazı insanların bazı sözcükleri ısrarla kullandıkları, bazılarını da ısrarla kullanmadıklarını gözleyebiliyoruz. Böyle bir tutumun, yüzyıllar içinde gelişen ve değişen terimler ve deyimler dağarcığımızda olumlu ya da olumsuz doğrudan bir etki yapamayacağı gerçektir. Ancak insanlar yaşadıkları ortamda iç içe oldukları çevre ve bu çevredeki nesnelerle olan alışverişleriyle dili oluşturduklarına göre hangi konuda olursa  olsun, kişi ya da kuruluşların önerdiği, kullanmakta ısrarlı oldukları terim ve sözcükleri yadsımamak gerekir.

Endüstri ve sanayinin, teknoloji ve bilimin, sanat ve edebiyatın birçok alanlarıyla ilgili (tıp,kimya,mühendislik,mimarlık,güzel sanatlar vb.) konunun dil örgüsünün hemen hemen tamamını Türkçe’nin dışındaki dillerden gelen yabancı terim ve sözcükler oluşturduğundan dil bilim açısından olsun, konu ile ilgilenenler açısından olsun, iletişim kolaylığı sağlayan konu ile ilgili birçok terim, deyim ve sözcüklerin Türkçe açıklamalarını içeren sözcükler ülkemizde de yayınlandı ve yayınlanmakta.

İletişim çağımızın en önemli buluş ve olgularından biri de kuşkusuz “fotoğraf teknolojisi” ve “fotoğraf sanatı“dır. Fotoğraf ile ilgilenenler takdir ederler ki bu olgu günümüzde bilim, teknoloji ve kitle iletişimin vazgeçilmez unsurudur. Fotoğraf olayı – kabul edilir ki - diğer sanat dallarından daha çok beceri gereketirdiği gibi, teknik ve bilimsel eğitimi de gerektirir. Böyle bir eğitimin sağlıklı olabilmesi için bilimsel araştırma, çalışma ve bu alanda yayınların olması gerekir. Sevinçle belirtelim ki ülkemizde fotoğrafa ve fotoğraf sanatına ilgi duyanların, gerek amatör gerekse profesyonel olarak bu işle uğraşanların sayıları gittikçe artmaktadır.

Amacım, yeni terimler, yakıştırma sözcükler bulmak, Türk Dil Kurumu’nun çalışma alanına giren yeni Türkçe karşılıklar bulmak ya da türetmek değil günümüzde kullanılan “Fotoğraf Ortak Dili” ni oluşturmak, fotoğraf araç ve gerçlerinin kullanımlarında ve işlevlerinde ortak tanımlamalara ortak anlatımlara varabilmekti.

Çalışmalarımın başlangıcında, elde edebildiğim kadar tüm yayınlardan, günlük fotoğraf yaşamımızda sıkça kullandığımız fotografik terim ve deyimleri belirleyip bunların en geçerli olanları ile ortak dil oluşabileceğini düşündüm. Ancak, aynı anlama gelen terimler çoğu kez ya başka anlamlarda kullanılıyor ya da değişik şekillerde tanımlanıyordu. Bu nedenle de ortak bir dil oluşturmanın yalnızca Türkçe karşılıklarının verilmesiyle değil, terim ve deyimlerin açıklamalarının yapılması gereği de ortaya çıktı.

Bu çalışmayla Kasım 1986’da Mimar Sinan Üniversitesi Fotoğraf Anasanat Dalı öğrencileri ile “yönlendirici olarak” başladık. Fotoğraf ile ilgilenen toplam 305 kişiye anket formu gönderdik. Sadece 16 kişiden yanıt alabildik. Bir süre sonra açıklamalı fotoğraf sözlüğü ile ilgili çalışmaların ortak değerlendirilmesinin yapılması için tekrar fotoğrafçıları davet ettik. 30 civarında profesyonel fotoğraf ustası ve fotoğraf sanatçısı ön çalışmalar ile ilgili görüş ve düşüncelerini olumlu veya olumsuz yönelerini belirterek çalışma programımıza yardımcı oldular.

Başlattığımız çalışmalar bir süre sonra aksayınca bunu mutlaka bir sonuca ulaştırmak istediğimden Marmara Üniversitesi Grafik Anasanat Dalı Fotoğraf Öğretim Üyesi Barbaros Gürsel ile görüştüm. Üç yıl sonunda kitabı oluşturduk. Özellikle büyük emekleri ve katkıları için Barbaros Gürsel’e teşekkür borçluyum. Ayrıca Atilla Toptap, Zeki Ceyhan, K. Ercüment Atak, F.Suzan Karaman, Simay Bodur, Sadi Türkkal, Selahattin Ganiz ve çevirileri ile katkıda bulunan Emre N. Özaydın’a, yardımlarını esirgemeyen Oktay Tütüncü’ye ve emeği geçen tüm arkadaşlara da ayrıca teşekkür etmek isterim.

Prof. Güler Ertan

geri dön