Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi 16
Güler Ertan – 2005

Onun fotoğraflarında hayatın bilgeliği ve gülümseyişi var…

Türk fotoğrafının temel taşlarından biri olan Güler Ertan için yazı yazmak hayli zor bir iş. Hele onun öğrencilerinden biri iseniz daha da zorlaşıyor. Öte yandan onu tanıdığınız süre otuz yılı buluyorsa bu zorluğun çok da keyifli bir tarafı var.

Güler Ertan’ın fotoğraflarına baktığınızda öne çıkan ilk nitelik; Hayatın “bilgeliği” ve “gülümseyişi”dir. Bu iki nitelik birleşerek “bilge bir gülümseyiş” olarak karşınızda durur. Yani aynen kendisi gibi…

Onun bu özelliği çektiği karelerle bize iletiliyorsa; durur düşünür ve hayatın bugüne kadar pek aramadığınız bir yerinde umut ve sevince rastlarsınız..yok eğer kendisi tarafından iletiliyorsa; yine aynı şey olur ve her ne yapıyorsanız güven ve sevinçle yaptığını işe sarılırsınız..

Pek tabii, uzun yıllar pek çok öğrenci yetiştirmesinin, hele onları kendi kopyaları olarak değil, kimlik sahibi, yaptığı işe güvenen fotoğrafçılar olarak donatmasının başka bir sırrı olabilir miydi?

Güler Ertan, ana fikrini hayatın her detayında arar. Fotoğrafları; ister insana, ister doğaya, ister objeye ait olsun, temel fikri; aldığı grafik sanatı eğitimi ile birleşince ortaya; çağının dinamik tanığı, felsefesi olan ve görsel sanatlar açısından çok güçlü çalışmalar çıkar. Bu yönüyle de Güler Ertan kendi döneminin öncü fotoğrafçılarından biridir. Özellikle o dönemde ana fikri olan çalışmaların azlığı düşünüldüğünde bu “öncü tavır” gelecek kuşaların yetişmesinde çok önemli bir rol oynamıştır.

Dünya sanatının her dalında “kopyacı” ve “nereden gelip nereye gittiği” bilinemeyen işler kuşkusuz vardır. Tabii Türkiye de bundan çok önemli bir “nasip” alıyor. Fotoğraf gibi henüz çok genç bir sanat dalında bu tehlike diğer sanat birimlerinden daha fazla. Gerçek sanatçıların önemli görevlerinden bir tanesi de; bu tehlikeden hem kendilerini, hem arkadan gelen genç sanatçıları, hem de toplumu korumaktır.

Güler Ertan bunu başarabilmiş ender sanatçılardan biridir.

Gülnur Sözmen

geri dön